Yeme Alışkanlıklarım Normal mi? Yeme Bozukluklarıyla İlgili Bilinçlenin

Yeme Alışkanlıklarım Normal mi? Yeme Bozukluklarıyla İlgili Bilinçlenin

Yeme bozuklukları geçmişten günümüze kadar birçok insanın aklını kurcalamış hatta problemler yaratmıştır. İnsanların birçoğu yeme bozukluklarına fiziksel açıdan yaklaşır fakat altında yatan asıl sebep bu mudur? Fiziksel bir sorun mudur yoksa altında yatan sebepler bambaşka olabilir mi?

Yeme bozukluklarının birçok nedeni olabilir. Asıl nedenini ayırt etmek oldukça zordur hatta birçok bileşen sonucunda ortaya çıkmış olabilir. Fakat bu konuda yapılan araştırmalar belirli sebepleri ortaya koyabilmektedir. Ayrıca yeme bozukluklarında cinsiyet faktörü de oldukça etkilidir. Erkeklere oranla kadınlar arasında çok daha fazla görülmektedir. Yeme bozuklukları; biyolojik, psikolojik, sosyal faktörlerin bir kombinasyonu sonucu ortaya çıkabilir.

 

Biyolojik Nedenler

Genetik Yatkınlık: Yeme bozukluklarına sahip kişilerin ailelerinde bu tür rahatsızlıkların daha sık görüldüğü araştırmalarla ortaya konmuştur. Genetik faktörler kişiyi bu rahatsızlıklara yatkın hale getirebilir. Ancak bu konuda yetiştirilme şeklinin etkisini de yok saymamak gerekir çünkü bu konuda netleştirilmiş ayırt edici bir çalışma henüz yoktur.

Beyin Kimyasındaki Dengesizlikler: Özellikle serotonin gibi nörotransmitterlerdeki düzensizliklerin, yeme davranışını etkileyerek yeme bozukluklarına neden olabileceği düşünülmektedir.

Hormonal Dengesizlikler: Leptin, ghrelin gibi açlık ve tokluk sinyallerini düzenleyen hormonlardaki bozukluklar, yeme davranışını etkileyebilir.

Psikolojik Nedenler

Zayıflık İdealini İçselleştirmek: Windsor düşesi bir konuşmasında insan ne kadar zayıf ve ne kadar zengin olursa olsun yetmeyeceğini söylemiştir. Zayıflık ideali ile zayıf olmanın çok güzel gözüken bir şey olduğu düşüncesi arasında bağlantı kurduğu açıktır. Bu tip düşünceler ne kadar aklınızdan geçiyor bir durup düşünün. Zayıf olmak sağlıksız ve güçsüzlükle bağlantılı mıdır? Yoksa zayıflığı mutluluk, çekicilik ve popülariteyle bağlantılı mıdır? Çalışmalar gösteriyor ki zayıflık ideali ile yeme bozuklukları arasında doğru yönde bir bağlantı var.

Düşük Özsaygı: Zayıf olmak, olumsuz beden imgesiyle de bağlantılıdır. Zayıf olma yönündeki sosyokültürel baskıların sonuçlarından biri, özellikle genç kızlarda ve kadınlarda ‘’şişmanlıkları’’ ile ilgili son derece zorlayıcı ve yaygın algısal ön yargılardır.  Kendini değersiz veya yetersiz hissetme, vücut imajıyla ilgili olumsuz düşünceler yeme bozukluklarının gelişiminde önemli bir rol oynar.

Mükemmeliyetçilik: Mükemmeliyetçilik, her şeyin tam olarak doğru olmasına duyulan gereksinimdir.Yüksek standartlara sahip olma ve bu standartlara ulaşamama korkusu, kontrolü elinde tutma ihtiyacıyla yeme davranışlarını etkileyebilir.

Kontrol İhtiyacı: Hayatın diğer alanlarında kontrol kaybı yaşayan bireyler, yeme alışkanlıkları üzerinde sıkı bir kontrol kurmaya çalışabilir. Anoreksiya ve bulimia gibi bozukluklarda bu durum yaygındır.

Depresyon ve Anksiyete: Ruh sağlığı bozuklukları, özellikle depresyon ve anksiyete, yeme bozukluklarıyla sıkça ilişkilidir. Duygusal boşluk, yeme alışkanlıklarında aşırılıklara yol açabilir.

Çevresel ve Sosyal Nedenler

Medyanın Etkisi: Sosyal medyada ve genel medyada idealize edilen ince beden imajı, özellikle genç kadınlar arasında yeme bozukluklarının gelişmesine katkıda bulunabilir. Günümüzde artan sosyal medya kullanımı bu durumu tetiklemektedir. Çünkü bireyler genellikle sosyal medyaya en iyi versiyonlarını yansıtmaktadır. Bu sebeple photoshop gibi aldatıcı yöntemlere de sıklıkla başvurulmaktadır.

Aile Dinamikleri: Aile içinde aşırı eleştirici tutumlar, stresli yaşam koşulları, ya da yeme ve vücut imajıyla ilgili konuşmalar yeme bozukluklarına zemin hazırlayabilir. Anne ve babanın veya ailede örnek alınan kişinin bu konu ile ilgili düşünceleri birey üzerinde oldukça etkilidir.

Kültürel Baskılar: Bazı toplumlarda ince olmanın başarı ve güzellikle ilişkilendirilmesi, özellikle gençlerin ve kadınların yeme davranışlarını etkileyebilir. Özellikle batı toplumlarında bu durum yaygındır. Vogue, Cosmopolitan gibi dergilerin kapaklarında modellerin beden ölçüleri her geçen yıl azalmaktadır.

Travmalar: Çocuklukta yaşanan istismar, travmatik olaylar ya da duygusal boşluklar yeme bozukluklarına neden olabilir. Yeme davranışı, travmalarla başa çıkma mekanizması olarak kullanılabilir.

Kişisel Deneyimler

Zorbalık veya Eleştiri: Beden görünümüyle ilgili yapılan zorbalık, küçük düşürücü yorumlar yeme bozukluğunu tetikleyebilir.

Diyet Geçmişi: Sık sık diyet yapmak, kilo kontrolü konusunda saplantılı hale gelmeye neden olabilir. Bu da uzun vadede yeme bozukluklarını tetikleyebilir.

 

Sonuç olarak; 

Yeme bozuklukları, bireylerin hayatlarını derinden etkileyen karmaşık ve çok boyutlu sorunlardır. Biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin birleşimi sonucu ortaya çıkmaları, tedavi sürecini de çok yönlü hale getirir. Yeme bozukluklarının nedenleri kişiden kişiye değişiklik gösterse de, genel olarak birçok faktörün bir araya gelerek bu duruma yol açtığı görülmektedir. Bu rahatsızlıklarla başa çıkmak, yalnızca fiziksel sağlıkla sınırlı kalmaz; kişinin zihinsel ve duygusal sağlığını da içeren kapsamlı bir yaklaşıma ihtiyaç duyulur. Toplumdaki ince beden imajı baskısı, medyanın etkileri, aile dinamikleri ve bireyin kendi yaşantıları, bu bozuklukların anlaşılmasında ve üstesinden gelinmesinde kritik rol oynar. Bu yüzden yeme bozukluklarının erken fark edilmesi, bireylerin doğru yönlendirilmesi ve desteklenmesi büyük önem taşır. Her bireyin yeme davranışları kendine özgüdür; bu yüzden tedavi süreci de kişiselleştirilmiş ve bütüncül bir şekilde ele alınmalıdır.

Read more

Sınav Stresini ve Kaygısını Yönetmek için Taktikler

Sınav Stresini ve Kaygısını Yönetmek için Taktikler

Sınav stresi ve kaygısını yenmek için ilk önce bunların ne olduğunu bilmek gerekir. Çünkü ne yaşadığımızı fark edemezsek çözüm bulamayız. Sınav stresi, öğrencilerin akademik performanslarını değerlendiren sınavlar öncesinde yaşadığı fiziksel, duygusal ve bilişsel tepkilerdir. Belirtileri Sınav stresi; bazen aşırı zayıflama veya kilo alma, saç dökülmeleri, ciltte bozulmalar, kas gerginlikleri şeklinde

By İrem Uzun
Empati mi, Sınır Koymak mı? Sağlıklı Dengeyi Nasıl Kurabiliriz?

Empati mi, Sınır Koymak mı? Sağlıklı Dengeyi Nasıl Kurabiliriz?

Empati, insan ilişkilerinde fazlaca kullanılan bir temel taş olarak karşımıza çıkar. Çoğu zaman da olumlu bir özellik barındırdığı düşünülür, ta ki aşırıya kaçana kadar. Empati, gereğinden fazla yapıldığında sınırların aşılmasına ve suistimal edilmesine sebep olur. Çünkü, gereğinden fazla yapldığında kendimizi ihmal edebiliriz, ilişkilerimizde dengesizlik olabilir, duygusal yorgunluk ve tükenmişlik yaratabilir.

By İrem Uzun
Bağlanma Stilleri ve İlişkiler Üzerindeki Etkileri

Bağlanma Stilleri ve İlişkiler Üzerindeki Etkileri

İnsan ilişkilerinin temelinde bağlanma yattığı söyleniyor. Çocukluk döneminde bizi yetiştiren kişilerle kurduğumuz ilk ilişkiler, ilerleyen yaşlarda romantik ilişkilerimizden arkadaşlıklarımıza kadar pek çok alanda nasıl bağ kurduğumuzu şekillendiriyor. Peki, bağlanma stilleri nedir ve ilişkilerimizi nasıl etkiler? Bağlanma Kuramı Nedir? Bağlanma kuramı, 1950’lerde psikolog John Bowlby tarafından ortaya atılmış ve daha

By İrem Uzun
Manipülatif İnsanları Tanıma ve Onlardan Korunma Yolları

Manipülatif İnsanları Tanıma ve Onlardan Korunma Yolları

Günlük hayatta hepimiz, bazen farkında olarak bazen olmayarak manipülatif insanlarla karşılaşırız. Bazen bu kişileri geç far ederiz, bazen de hemen anlarız. Bu kişiler, kendi çıkarlarını ön planda tutarak, başkalarının duygu ve düşüncelerini yönlendirmeye çalışırlar. Bu bencilce bir yaklaşımdır. Manipülasyonun kurbanı olmak, özsaygıyı zedeleyebilir, duygusal yorgunluk yaratabilir ve ilişkilerde toksik bir

By İrem Uzun